Batman, 1990’ların başında “Hizbullah cinayetleri” son yıllarında da “kadın intiharları” ile anılan bir kentti. Kadın intiharları o kadar artmıştı ki, kentteki intihar oranı Türkiye ortalamasının üç katına çıkmıştı. Gencecik kadınlar birbiri ardına yaşamdan kopuyorlardı.
Sonraki yıllarda kentteki kadın intiharları azaldı. Kuşkusuz hâlâ tamamen bitmedi ama Türkiye ortalamalarının üç kat altına düştü. Peki nasıl oldu da Batman “kadın intiharları” ile anılan bir kent olmaktan çıktı?
“Batman’da kadınlar ölüyor” adlı kitabın yazarı ve gazeteci Müjgan Halis, “Batmanlı gazetecilerin mesleki reflekslerle kentlerinde yaşanan bu olağanüstü durumu Türkiye gündemine taşımayı becermesine” bağlıyor:
“Ulusal medya ile kalmadı, uluslararası medyada da haber oldu kadın intiharları. Yerli yabancı onlarca gazeteci kente akın etti; siyasetçiler, devlet insanları ondan sonra intiharlarla ilgilenmeye başladılar. Aile Araştırma Kurumu ve hatta Diyanet İşleri Başkanlığı bile intiharların nedenini araştırmak için kente heyetler gönderdi.”
Haberlerin ardından devlet kurumları gibi sivil toplum kuruluşları da Batman’daki kadın intiharlarını gözardı edememiş; elbirliğiyle yapılan çalışmalar sonuç vermiş.
Şimdi soruyu tersinden soralım; yerel gazeteciler o kadar cevval olup da intiharları ulusal düzeye taşımasa, ulusal medya ülke gündemine getirmese, Batman’daki kadın intiharları hızla azalır; intiharları önleyecek adımlar atılır mıydı?
Benzer bir soru, Batman’da iki yıl önce intihar eden İpek Er adlı genç kadının ölümü için de sorulabilir. Eleştirel medya bu olayın üzerine gitmese Uzman Çavuş Musa Orhan’ın tecavüzüne maruz kaldığı ortaya çıkar ve serbest bırakılan sanık yeniden tutuklanıp mahkum olur muydu?
Şule Çet cinayeti intihar diye kapatılıyordu
Medyanın intihar haberlerindeki rolünü, üniversite öğrencisi Şule Çet’in Ankara’daki bir plazanın 20. katından düşerek ölmesi olayı üzerinden sorgulamaya devam edelim.
Şule Çet’in ölümü, ilk başta polis raporları ve açıklamalarına “intihar” diye geçti. Ama NTV ve Hürriyet, yakınlarının dile getirdiği şüphelerin üzerine gitti. Hürriyet’in, “20. katın sırrı” ve “Kimse intihar olduğuna inanmıyor”, “Otopside çıkan gerçek” haberlerinin ardından bütün medya olayın üzerine gitti. Medyanın üzerinde durması ve kadın sivil toplum örgütlerinin kampanyalarının sonucunda Şule Çet’in “cinayete” kurban gittiği netleşti. Sanıklar mahkûm oldular.
Yine soralım, medya ölümünün kriminal nitelikte olduğundan şüphelenip üzerine gitmeseydi; Şule Çet’in cinayetinin üzeri “intihar” diye örtülmeyecek miydi? Yakın tarihte meydana gelen başka intihar örnekleri üzerinden aynı sorulara devam edelim…
Yazının Devamını Okumak İçin Tıklayınız #usnews #amerika
Batman neden artık kadın intiharları ile anılmıyor, düşündünüz mü?
Sonraki yıllarda kentteki kadın intiharları azaldı. Kuşkusuz hâlâ tamamen bitmedi ama Türkiye ortalamalarının üç kat altına düştü. Peki nasıl oldu da Batman “kadın intiharları” ile anılan bir kent olmaktan çıktı?
“Batman’da kadınlar ölüyor” adlı kitabın yazarı ve gazeteci Müjgan Halis, “Batmanlı gazetecilerin mesleki reflekslerle kentlerinde yaşanan bu olağanüstü durumu Türkiye gündemine taşımayı becermesine” bağlıyor:
“Ulusal medya ile kalmadı, uluslararası medyada da haber oldu kadın intiharları. Yerli yabancı onlarca gazeteci kente akın etti; siyasetçiler, devlet insanları ondan sonra intiharlarla ilgilenmeye başladılar. Aile Araştırma Kurumu ve hatta Diyanet İşleri Başkanlığı bile intiharların nedenini araştırmak için kente heyetler gönderdi.”
Haberlerin ardından devlet kurumları gibi sivil toplum kuruluşları da Batman’daki kadın intiharlarını gözardı edememiş; elbirliğiyle yapılan çalışmalar sonuç vermiş.
Şimdi soruyu tersinden soralım; yerel gazeteciler o kadar cevval olup da intiharları ulusal düzeye taşımasa, ulusal medya ülke gündemine getirmese, Batman’daki kadın intiharları hızla azalır; intiharları önleyecek adımlar atılır mıydı?
Benzer bir soru, Batman’da iki yıl önce intihar eden İpek Er adlı genç kadının ölümü için de sorulabilir. Eleştirel medya bu olayın üzerine gitmese Uzman Çavuş Musa Orhan’ın tecavüzüne maruz kaldığı ortaya çıkar ve serbest bırakılan sanık yeniden tutuklanıp mahkum olur muydu?
Şule Çet cinayeti intihar diye kapatılıyordu
Medyanın intihar haberlerindeki rolünü, üniversite öğrencisi Şule Çet’in Ankara’daki bir plazanın 20. katından düşerek ölmesi olayı üzerinden sorgulamaya devam edelim.
Şule Çet’in ölümü, ilk başta polis raporları ve açıklamalarına “intihar” diye geçti. Ama NTV ve Hürriyet, yakınlarının dile getirdiği şüphelerin üzerine gitti. Hürriyet’in, “20. katın sırrı” ve “Kimse intihar olduğuna inanmıyor”, “Otopside çıkan gerçek” haberlerinin ardından bütün medya olayın üzerine gitti. Medyanın üzerinde durması ve kadın sivil toplum örgütlerinin kampanyalarının sonucunda Şule Çet’in “cinayete” kurban gittiği netleşti. Sanıklar mahkûm oldular.
Yine soralım, medya ölümünün kriminal nitelikte olduğundan şüphelenip üzerine gitmeseydi; Şule Çet’in cinayetinin üzeri “intihar” diye örtülmeyecek miydi? Yakın tarihte meydana gelen başka intihar örnekleri üzerinden aynı sorulara devam edelim…
Yazının Devamını Okumak İçin Tıklayınız #usnews #amerika
Batman neden artık kadın intiharları ile anılmıyor, düşündünüz mü?
Batman neden artık kadın intiharları ile anılmıyor, düşündünüz mü?
Reviewed by abdpostbilgi
on
Ocak 12, 2022
Rating:
Hiç yorum yok: